Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin tercümesi
Muhakkak ki, Yüce Atatürk, o günlerden ve yaşananlardan yola çıkarak ve büyük dehasını kullanarak bu günlerde kurucusu olduğu laik Türkiye Cumhuriyeti'nde olacakları görmüş ve sözlerini hitabesini bunun için dile getirmiştir. Atatürk, okullarda öğretildiği gibi bu önemli konuşmayı geçmişte yaşananları gençliğe aktarmak için kaleme almış olamaz. Bunun için zaten Nutuk'u yazmıştır, en ince detayına kadar geçmişi anlatmak için. Gençliğe hitabe ise Atatürk'ün yobazların ve mandacıların zaman içinde geçirecekleri değişim ve kazanacakları gücü hesaba katarak, olağan üstü öngörülü bir şekilde, gerçekten "BİZLERE", geleceğin gençlerine hitaben dile getirdiği bir metindir...
Atatürk bu günler için bakın bize neler öğütlemiş...
"Ey Türk gençliği! "
Türkiye'de yaşayan ve kendini genç hissedenler. Kafa kağıdındaki yaşınız önemli değil, yüreğinizdeki vatan sevgisi önemlidir. Yüreğinde halen vatan sevgisini duyanlara ve vatan uğruna rahatlarını bozmaya cesaret edebileceklere sesleniyorum.
"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir."
Biz, namussuzların ve yobazların yok etmeye çalıştıkları, kendi çıkarları için başka hiç kimseyi düşünmeden yabancılara peşkeş çekmeye çalıştıkları bu vatanı kanımızın son damlasına kadar savaşarak kurtardık. Bu ülke, coğrafyası ve muhteviatı itibariyle ancak ve ancak bizim kuruluş prensiplerimiz çerçevesinde ayakta kalabilir. En büyük görevin, vatanın devamını sağlayabilmek için bu kuruluş prensiplerini, başta Cumhuriyet olmak üzere, korumandır.
"Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir."
Sen, ancak bu değerleri korumak suretiyle ayakta ve sağ kalabilirsin. Aksi takdirde önce bağımsızlığını sonra da varlığını (kendin de dahil olmak üzere soyunun devamını) kaybedersin. Farkında olmasan dahi, bu senin için sahip olabileceğin her şeyden daha değerlidir. Sanıyor musun ki bunlar kaybolduktan sonra, maddi varlıkların, hazinelerin halen senin olarak kalmaya devam edecekler?
"Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır."
Bugün dahi, biz bu kadar zorlukla bu vatanı kurtarmış ve Cumhuriyeti kurmuşken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun önemini millet taze taze görmekte ve yaşamakta iken muhalefet sesleri yükselmektedir. Tabii ki şu anda bu değerlere karşı çıkanlar senin zamanında da çevrende olacak ve kendi şahsi çıkarlarını senin çıkarlarından üstün görerek senin elinden bunları almaya çalışacaklar. Sanma ki o bu kişiler sadece seni sömürmeye çalışan yabancılar olacaklar. Tam tersine, bir çoğu senin hemen yanı başında oturan, kendini akıllı zanneden ve kendi çıkarları için vatanı satmakta tereddüt etmeyen yurtdaşların olacaklar.
"Bir gün, İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir."
Bir gün bu muhalifler ve yabancıların geçmişte yaptıkları ve unutulacak be taktıkları maskelere herkes kanar olacak. İşte o zaman bunlar önce senin Cumhuriyet ilkelerine ardından da bağımsızlığını hedef alacaklar. İşte o zaman içinde bulunacağın durumu düşünmemeli, kendine ve kendin gibilere bakıp, kendinizi güçsüz zannedip boyun eğmemelisin. Çevrene baktığında her tarafta olumsuzluklar, cahillik, bencillik, yobazlık, yabancı sevdalılığı (ki biz buna bu dönemde mandacılık diyoruz) görebilir ve bunların sayıca fazlalığı ve üstün maddi güçleri yüzünden ümitsizliğe kapılabilirsin. Sakın ha kendini ve bu Cumhuriyeti sevenleri küçümseme. Durumun asla düşündüğün veya göründüğü kadar vahim olmayacaktır. Eğer illa düşünecek birşey istersen, bizim bir avuç insan olarak başladığımız mücadeleyi ve eriştiğimiz büyük zaferi düşün ve bundan ilham alarak tereddütlerini yok et.
"İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."
Sana ve değerlerine kastedecek bu düşmanlar gözünü korkutabilir. Şirketlerinin bütçeleri tüm Türkiye Cumhuriyeti devleti'nin bütçesinin kat kat üzerinde olabilir. Daha önce onlarca ülkeyi, hatta en büyük düşmanları olan dev bir ülkeyi benzer şekillerde ve çeşitli yöntemlerle parçalamış, yok etmiş veya en istenmeyen şekilde değiştirmiş olabilirler.
"Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün ordulari dagitilmiş ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir."
Bütün bu yaptıklarını, Osmanlı Devleti zamanında da olduğu gibi çok meşru görünen yöntemler ve birbirinden sevimli maskeler, kılıflar kullanarak yapacaklardır. Sanma ki topla tüfekle gelip ülkeni işgal etmeye çalışacaklar. Söyledikleri her sözün ardından bir düzen, yaptıkları her hareketin ardında bir art niyet çıkacaktır. Senin döneminde, vatanda kale olarak kabul edilebilecek tüm varlıklarını ele geçirmiş olabilirler. Biz bunu engellemek ve zorlaştırmak için elimizden geleni yaptık ve yapacağız. Ancak iktidar sahipleri bile bu oyunlardan pay almak, şahsi maddi ve manevi çıkar sağlamak amacıyla bu oyunlara katılmış veya destek oluyor olabilirler, ki geçmişte de aynen böyle yaptılar. İşte o zaman bizim garantiye almaya çalıştığımız değerler dahi tehlikeye girebilir ve tüm milli değerler yerli veya yabancı düşmanlara verilmeye çalışılıyor olabilir.
Hatta iktidara sahip olanlar, ülke üzerinde kendi gizli amaçlarını gerçekleştirmek için dış güçler ile gizli anlaşmalar içinde, güçlü gördükleri yabancıların emrinde olabilirler. Tabii dir ki bunu yapanlar milletin içinde bulunduğu durumu önemsemeyeceklerdir. Onların tek önceliği kendileri ve yandaşları olacaktır. Devletin geri kalan tüm kaynaklarını kendi hesaplarına geçirmek için çalışacaklardır. Halk bunların göz boyama ve aldatmacalarına kanarak kendi kendisini kötü duruma düşürüyor olabilirler. İktidar sahiplerinin kendilerine iyilik yaptığını düşünerek aslında kendilerini uçurumdan aşağıya atıyor olabilirler. Kendilerine geldiklerinde ise iş işten geçmiş ve maddi manevi herşeylerini kaybetmiş olacaklar. Bunu sen, son gelmeden görüyor olabilirsin.
(ki bugün vatanın tüm kaleleri bilfiil işgal edilmiş durumdadır. En büyük güçler kabul edilen Finans, Medya ve İletişim, firma sahipleri ve iktidar sahiplerinin kişisel çıkarları sebebiyle yabancı ülkelere satılmış/bırakılmıştır. Bu satışlar yapılırken ülke menfaati değil, sadece kişisel menfaatler göz önünde bulundurulmuştur. Verilemeyenler de, yönetimdekilerin yardımları ile ülke menfaatine 180 derece ters düşen kanunlar çıkartılmak suretiyle dağıtılmaya çalışılmaktadır)
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! "
Ey geleceği kurtaracak olan Türk evladı. Bütün bu tablo gerçekleştiğinde senin görevin başlayacaktır. Senin görevin, bütün bunları herkesten önce görüp, olabildiğince erken harekete geçmendir. Senin, ekmeğini yediğin bu vatana, bana ve bu Cumhuriyeti kuran tüm şehitlere, gazilere, analara olan borcundur bu. Emin ol ki, sen harekete geçtiğinde aslında hiç de göründüğü kadar güçsüz olmadığını ve hem kendinin hem de bu milletin her türlü güçlüğü yenebileceğini göreceksin. Bunu gerçekleştirmek için kendinden başka hiç bir şeye ihtiyacın yok.
Atatürk'ün işaret ettiği zaman, açıkça görülüyor ki, gelmiştir. Şimdi bize düşen, bu görevi alıp O'nun gösterdiği doğrultuda çalışmaktır.
Atatürk bu günler için bakın bize neler öğütlemiş...
"Ey Türk gençliği! "
Türkiye'de yaşayan ve kendini genç hissedenler. Kafa kağıdındaki yaşınız önemli değil, yüreğinizdeki vatan sevgisi önemlidir. Yüreğinde halen vatan sevgisini duyanlara ve vatan uğruna rahatlarını bozmaya cesaret edebileceklere sesleniyorum.
"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir."
Biz, namussuzların ve yobazların yok etmeye çalıştıkları, kendi çıkarları için başka hiç kimseyi düşünmeden yabancılara peşkeş çekmeye çalıştıkları bu vatanı kanımızın son damlasına kadar savaşarak kurtardık. Bu ülke, coğrafyası ve muhteviatı itibariyle ancak ve ancak bizim kuruluş prensiplerimiz çerçevesinde ayakta kalabilir. En büyük görevin, vatanın devamını sağlayabilmek için bu kuruluş prensiplerini, başta Cumhuriyet olmak üzere, korumandır.
"Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir."
Sen, ancak bu değerleri korumak suretiyle ayakta ve sağ kalabilirsin. Aksi takdirde önce bağımsızlığını sonra da varlığını (kendin de dahil olmak üzere soyunun devamını) kaybedersin. Farkında olmasan dahi, bu senin için sahip olabileceğin her şeyden daha değerlidir. Sanıyor musun ki bunlar kaybolduktan sonra, maddi varlıkların, hazinelerin halen senin olarak kalmaya devam edecekler?
"Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır."
Bugün dahi, biz bu kadar zorlukla bu vatanı kurtarmış ve Cumhuriyeti kurmuşken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun önemini millet taze taze görmekte ve yaşamakta iken muhalefet sesleri yükselmektedir. Tabii ki şu anda bu değerlere karşı çıkanlar senin zamanında da çevrende olacak ve kendi şahsi çıkarlarını senin çıkarlarından üstün görerek senin elinden bunları almaya çalışacaklar. Sanma ki o bu kişiler sadece seni sömürmeye çalışan yabancılar olacaklar. Tam tersine, bir çoğu senin hemen yanı başında oturan, kendini akıllı zanneden ve kendi çıkarları için vatanı satmakta tereddüt etmeyen yurtdaşların olacaklar.
"Bir gün, İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir."
Bir gün bu muhalifler ve yabancıların geçmişte yaptıkları ve unutulacak be taktıkları maskelere herkes kanar olacak. İşte o zaman bunlar önce senin Cumhuriyet ilkelerine ardından da bağımsızlığını hedef alacaklar. İşte o zaman içinde bulunacağın durumu düşünmemeli, kendine ve kendin gibilere bakıp, kendinizi güçsüz zannedip boyun eğmemelisin. Çevrene baktığında her tarafta olumsuzluklar, cahillik, bencillik, yobazlık, yabancı sevdalılığı (ki biz buna bu dönemde mandacılık diyoruz) görebilir ve bunların sayıca fazlalığı ve üstün maddi güçleri yüzünden ümitsizliğe kapılabilirsin. Sakın ha kendini ve bu Cumhuriyeti sevenleri küçümseme. Durumun asla düşündüğün veya göründüğü kadar vahim olmayacaktır. Eğer illa düşünecek birşey istersen, bizim bir avuç insan olarak başladığımız mücadeleyi ve eriştiğimiz büyük zaferi düşün ve bundan ilham alarak tereddütlerini yok et.
"İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."
Sana ve değerlerine kastedecek bu düşmanlar gözünü korkutabilir. Şirketlerinin bütçeleri tüm Türkiye Cumhuriyeti devleti'nin bütçesinin kat kat üzerinde olabilir. Daha önce onlarca ülkeyi, hatta en büyük düşmanları olan dev bir ülkeyi benzer şekillerde ve çeşitli yöntemlerle parçalamış, yok etmiş veya en istenmeyen şekilde değiştirmiş olabilirler.
"Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün ordulari dagitilmiş ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir."
Bütün bu yaptıklarını, Osmanlı Devleti zamanında da olduğu gibi çok meşru görünen yöntemler ve birbirinden sevimli maskeler, kılıflar kullanarak yapacaklardır. Sanma ki topla tüfekle gelip ülkeni işgal etmeye çalışacaklar. Söyledikleri her sözün ardından bir düzen, yaptıkları her hareketin ardında bir art niyet çıkacaktır. Senin döneminde, vatanda kale olarak kabul edilebilecek tüm varlıklarını ele geçirmiş olabilirler. Biz bunu engellemek ve zorlaştırmak için elimizden geleni yaptık ve yapacağız. Ancak iktidar sahipleri bile bu oyunlardan pay almak, şahsi maddi ve manevi çıkar sağlamak amacıyla bu oyunlara katılmış veya destek oluyor olabilirler, ki geçmişte de aynen böyle yaptılar. İşte o zaman bizim garantiye almaya çalıştığımız değerler dahi tehlikeye girebilir ve tüm milli değerler yerli veya yabancı düşmanlara verilmeye çalışılıyor olabilir.
Hatta iktidara sahip olanlar, ülke üzerinde kendi gizli amaçlarını gerçekleştirmek için dış güçler ile gizli anlaşmalar içinde, güçlü gördükleri yabancıların emrinde olabilirler. Tabii dir ki bunu yapanlar milletin içinde bulunduğu durumu önemsemeyeceklerdir. Onların tek önceliği kendileri ve yandaşları olacaktır. Devletin geri kalan tüm kaynaklarını kendi hesaplarına geçirmek için çalışacaklardır. Halk bunların göz boyama ve aldatmacalarına kanarak kendi kendisini kötü duruma düşürüyor olabilirler. İktidar sahiplerinin kendilerine iyilik yaptığını düşünerek aslında kendilerini uçurumdan aşağıya atıyor olabilirler. Kendilerine geldiklerinde ise iş işten geçmiş ve maddi manevi herşeylerini kaybetmiş olacaklar. Bunu sen, son gelmeden görüyor olabilirsin.
(ki bugün vatanın tüm kaleleri bilfiil işgal edilmiş durumdadır. En büyük güçler kabul edilen Finans, Medya ve İletişim, firma sahipleri ve iktidar sahiplerinin kişisel çıkarları sebebiyle yabancı ülkelere satılmış/bırakılmıştır. Bu satışlar yapılırken ülke menfaati değil, sadece kişisel menfaatler göz önünde bulundurulmuştur. Verilemeyenler de, yönetimdekilerin yardımları ile ülke menfaatine 180 derece ters düşen kanunlar çıkartılmak suretiyle dağıtılmaya çalışılmaktadır)
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! "
Ey geleceği kurtaracak olan Türk evladı. Bütün bu tablo gerçekleştiğinde senin görevin başlayacaktır. Senin görevin, bütün bunları herkesten önce görüp, olabildiğince erken harekete geçmendir. Senin, ekmeğini yediğin bu vatana, bana ve bu Cumhuriyeti kuran tüm şehitlere, gazilere, analara olan borcundur bu. Emin ol ki, sen harekete geçtiğinde aslında hiç de göründüğü kadar güçsüz olmadığını ve hem kendinin hem de bu milletin her türlü güçlüğü yenebileceğini göreceksin. Bunu gerçekleştirmek için kendinden başka hiç bir şeye ihtiyacın yok.
Atatürk'ün işaret ettiği zaman, açıkça görülüyor ki, gelmiştir. Şimdi bize düşen, bu görevi alıp O'nun gösterdiği doğrultuda çalışmaktır.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home