İslamda "Putperestlik"...
Yazık ki, ilahi dinler kafası yeterince çalışmadığı, özünü kavrayamadığı halde kendisini "dini lider" ilan eden yobaz cahil cühela yüzünden, karşısında durmak için geldikleri Putperestlikten nasiplerini almışlar. Her ne kadar din "ilahi" de olsa, insanlar şirk ve putperestliği, hem de o dinin yobazı olma adına dinin merkezine yerleştirmişler.
Bütün sorunlarda olduğu gibi, bu da ayakların baş olması ve diğerlerinin de cahilliklerinden bunları sorgusuzca takip etmesinden kaynaklanıyor. Özellikle Türkiye'mizde okullarda dahi "Din kültürü ve ahlak bilgisi" derslerinde üzerinde düşünülmüş fikirler ve gerçekler değil, yobazların ortaya attıkları ve üzerinde hiç düşünmeden "gerçek" varsaydıkları safsatalar öğretilebiliyor. Örnek mi?
Kafamda çok yer etmiş bir örnek şöyle. Dersin konusu "Abdest" idi ve Din bilgisi dersi hocamız anlatıyordu : Abdest çok önemli bir şeydir. Hz. Muhammed (SAV) yatak odasında bir kap içerisinde toprak bulundurur, banyoya gidene kadar bile abdestsiz durmaz, hemen orada teyemmüm abdestini alır.
O yaştaki çocukların kafasında oluşan resmi düşünün. O kadar önemli ki, Hz. Muhammed (SAV) bile yatak odasından banyoya kadar abdestsiz gitmiyor. 2 adım yahu... olsun, demek ki 2 adımlık yere bile gidilmeyecek. Şimdi, bunu duyan yobazlığa meyilli ve düşünmeden verileni kabul etmeye alışmış bir çocuk ne yapar? Gelecekte yatak odasına bir kap içinde toprak koyacak ve hemen oracıkta abdest alacaktır... Bu çocuk asla, 600'lü yıllarda evlerde banyo olmadığını, banyo yapmak için taa en yakın nehre vb. gitmek veya kuyudan su çekip, o suyu ısıtıp sonra yıkanmak gerektiğini, yıkanmanın aslında o zamanlarda zor olduğunu, bu gün kullandığımız evin içinde, her daim sıcak suyu olan banyoların o dönemde arabistanda hayal bile edilmemiş olduğunu düşünmeyecek. Sonra kalkıp kendi aklını da herkesinkinin üstüne koyarak "efendim bu şarttır, peygamberimiz de böyle yapmıştır, yatak odasında toprak bulunmalıdır" diye ahkam kesecek.
Putperestlik konusundaki bilgilerimiz de aynı hocalar tarafından kafamıza yerleştirildi. "İnsanlar o kadar zıvanadan çıkmışlardı ki kendi yaptıkları heykellere tapıyorlardı". Nası yaa? Ne salak insanlarmış bunlar hakikaten, heykele de tapılır mıymış? Zaten asıl amaç çocukların alternatif fikirlerden nefret ettirilmesi olduğu için daha detaylı bir bilgi yok. Aynı cümle eğitim hayatı boyunca tekrar ediliyor. İşte o yüzden, insanlar putperestliğin asıl muhteviyatını bilmedikleri için, kendileri de putperestleştikleri halde bunu fark edemiyorlar. Putperestler kendi yaptıkları "heykellere" tapmazlar kardeşim. Onlar kendi yaptıkları veya satın aldıkları heykeller, ikonolar, nesneler aracılığıyla, o nesnenin temsil ettiği ruha/tanrıya taparlar. O nesne aracılığıyla, temsil ettiği ruh/tanrıları ile konuştuklarını düşünürler. O nesneye adaklar verdiklerinde, tanrının bunu görüp adağı aldığını düşünürler. Yani o nesneyi tanrının kendisi değil, temsil ettiği tanrı ile irtibata geçmek için ihtiyaç duydukları aracı olarak görürler. O yüzden ki o nesnelere dokunulmasını istemez, gördüklerinde gözleri yaşlanır, önünde diz çöküp dua ederler. O nesne tanrının kendilerine en yakın olduğu temsilcisi/görüntüsüdür. Umarım bunun kendi çevremizdeki yansımaları kafanızda belirmeye başlamıştır.
Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama gidip türbeleri, şeyhleri kutsal nesneler olarak görüp onlara dua edenlerin, türbelere adak vermeyi "dinden" sayıyoruz. Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama O'nun gönderdiği ve ilk emrini "Oku" olarak verdiği Kur'an-ı Kerim'i uzaktan bakılacak, tekerleme olarak anlamadan tekrar edilecek (okumak demeye dilim varmıyor çünkü bu yapılan okumak değil) bir "kutsal kağıtlar bütünü" olarak görüyoruz. Odada yüksek bir yere asıp uzaktan seyrediyoruz. Kur'an-ı Kerim'i karşısında durmak için geldiği şeyler gibi kullanıyor, ona PUT muamelesi yapıyoruz. Kur'an'ın içindeki bilgileri değil kağıdını kutsal zannedip, bişey bilmeden ahkam kesen cahil cühelanın fikirlerine göre dini yaşamaya çalışıyoruz. Allah'ın ilk emrine "karşı çıkıyoruz". Putperestlik yapıyoruz...
Hz. Muhammed bile hayatında sadece bir kez Hac ziyareti yapmışken. Biz kendimizi O'ndan bile üstün ve akil gidebildiğimiz kadar çok gitmeye çalışıyoruz. O Kabe'yi insanları Allah'a yönelmek için, birleştirmek için bir "araç" olarak kullanırken, biz Kabe'yi "dokununca insanı cennete götüren", "tapılası" bir kutsal olarak belliyoruz. İnsanların ibadetini kolaylaştırmak, sorularını cevaplamak için belirlenmiş bir yön iken, biz O'na karşı ayaklarımızı uzatmıyor, tuvaletimizi yapmıyor, otobüste, uçakta bile O'na doğru yönelmeye çalışıyoruz.
Hz. Muhammed'in adını ağzımıza "Hazreti" demeden almıyor, ardına "SAV" yazmadan kağıda dökmüyoruz. Mezarına bakıp ağlıyor, evinde namaz kılmak için birbirimizi eziyor, O'na hitaben dua ediyoruz. O ki hayatında amcasını bile kurtaramamış ve "Tanrı" değil "Kul" olduğu hem kendisi hem de yaratıcımız tarafından defalarca belirtmiş, Müslümanlığın temeline yerleştirilmişti. Buna rağmen biz onlardan daha ehil olduğumuz için hırkasına bakıp adeta ona tapıyor, ayak izine bile dua ediyor, O'na "Tanrı" muamelesi yapıyoruz.
Kul yapımı baş örtüsü, seccade vb. vb. dahil din ile ilgili herşeyden korkuyor, onlara haddinden çok çok çok fazla değer yüklüyoruz. Özetle elimize geçen, din ile ilgili her şeyi cahil cühelanın yönlendirmesi ve çarpılma korkusu ve an başta tembelliğimizden kaynaklanan cahilliğimiz sebebiyle "PUT"laştırıyoruz.
Allah milletimize akıl fikir versin, müslümanları cahil cühelanın elinden kurtarsın, sonumuzu hayır etsin...
Bütün sorunlarda olduğu gibi, bu da ayakların baş olması ve diğerlerinin de cahilliklerinden bunları sorgusuzca takip etmesinden kaynaklanıyor. Özellikle Türkiye'mizde okullarda dahi "Din kültürü ve ahlak bilgisi" derslerinde üzerinde düşünülmüş fikirler ve gerçekler değil, yobazların ortaya attıkları ve üzerinde hiç düşünmeden "gerçek" varsaydıkları safsatalar öğretilebiliyor. Örnek mi?
Kafamda çok yer etmiş bir örnek şöyle. Dersin konusu "Abdest" idi ve Din bilgisi dersi hocamız anlatıyordu : Abdest çok önemli bir şeydir. Hz. Muhammed (SAV) yatak odasında bir kap içerisinde toprak bulundurur, banyoya gidene kadar bile abdestsiz durmaz, hemen orada teyemmüm abdestini alır.
O yaştaki çocukların kafasında oluşan resmi düşünün. O kadar önemli ki, Hz. Muhammed (SAV) bile yatak odasından banyoya kadar abdestsiz gitmiyor. 2 adım yahu... olsun, demek ki 2 adımlık yere bile gidilmeyecek. Şimdi, bunu duyan yobazlığa meyilli ve düşünmeden verileni kabul etmeye alışmış bir çocuk ne yapar? Gelecekte yatak odasına bir kap içinde toprak koyacak ve hemen oracıkta abdest alacaktır... Bu çocuk asla, 600'lü yıllarda evlerde banyo olmadığını, banyo yapmak için taa en yakın nehre vb. gitmek veya kuyudan su çekip, o suyu ısıtıp sonra yıkanmak gerektiğini, yıkanmanın aslında o zamanlarda zor olduğunu, bu gün kullandığımız evin içinde, her daim sıcak suyu olan banyoların o dönemde arabistanda hayal bile edilmemiş olduğunu düşünmeyecek. Sonra kalkıp kendi aklını da herkesinkinin üstüne koyarak "efendim bu şarttır, peygamberimiz de böyle yapmıştır, yatak odasında toprak bulunmalıdır" diye ahkam kesecek.
Putperestlik konusundaki bilgilerimiz de aynı hocalar tarafından kafamıza yerleştirildi. "İnsanlar o kadar zıvanadan çıkmışlardı ki kendi yaptıkları heykellere tapıyorlardı". Nası yaa? Ne salak insanlarmış bunlar hakikaten, heykele de tapılır mıymış? Zaten asıl amaç çocukların alternatif fikirlerden nefret ettirilmesi olduğu için daha detaylı bir bilgi yok. Aynı cümle eğitim hayatı boyunca tekrar ediliyor. İşte o yüzden, insanlar putperestliğin asıl muhteviyatını bilmedikleri için, kendileri de putperestleştikleri halde bunu fark edemiyorlar. Putperestler kendi yaptıkları "heykellere" tapmazlar kardeşim. Onlar kendi yaptıkları veya satın aldıkları heykeller, ikonolar, nesneler aracılığıyla, o nesnenin temsil ettiği ruha/tanrıya taparlar. O nesne aracılığıyla, temsil ettiği ruh/tanrıları ile konuştuklarını düşünürler. O nesneye adaklar verdiklerinde, tanrının bunu görüp adağı aldığını düşünürler. Yani o nesneyi tanrının kendisi değil, temsil ettiği tanrı ile irtibata geçmek için ihtiyaç duydukları aracı olarak görürler. O yüzden ki o nesnelere dokunulmasını istemez, gördüklerinde gözleri yaşlanır, önünde diz çöküp dua ederler. O nesne tanrının kendilerine en yakın olduğu temsilcisi/görüntüsüdür. Umarım bunun kendi çevremizdeki yansımaları kafanızda belirmeye başlamıştır.
Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama gidip türbeleri, şeyhleri kutsal nesneler olarak görüp onlara dua edenlerin, türbelere adak vermeyi "dinden" sayıyoruz. Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama O'nun gönderdiği ve ilk emrini "Oku" olarak verdiği Kur'an-ı Kerim'i uzaktan bakılacak, tekerleme olarak anlamadan tekrar edilecek (okumak demeye dilim varmıyor çünkü bu yapılan okumak değil) bir "kutsal kağıtlar bütünü" olarak görüyoruz. Odada yüksek bir yere asıp uzaktan seyrediyoruz. Kur'an-ı Kerim'i karşısında durmak için geldiği şeyler gibi kullanıyor, ona PUT muamelesi yapıyoruz. Kur'an'ın içindeki bilgileri değil kağıdını kutsal zannedip, bişey bilmeden ahkam kesen cahil cühelanın fikirlerine göre dini yaşamaya çalışıyoruz. Allah'ın ilk emrine "karşı çıkıyoruz". Putperestlik yapıyoruz...
Hz. Muhammed bile hayatında sadece bir kez Hac ziyareti yapmışken. Biz kendimizi O'ndan bile üstün ve akil gidebildiğimiz kadar çok gitmeye çalışıyoruz. O Kabe'yi insanları Allah'a yönelmek için, birleştirmek için bir "araç" olarak kullanırken, biz Kabe'yi "dokununca insanı cennete götüren", "tapılası" bir kutsal olarak belliyoruz. İnsanların ibadetini kolaylaştırmak, sorularını cevaplamak için belirlenmiş bir yön iken, biz O'na karşı ayaklarımızı uzatmıyor, tuvaletimizi yapmıyor, otobüste, uçakta bile O'na doğru yönelmeye çalışıyoruz.
Hz. Muhammed'in adını ağzımıza "Hazreti" demeden almıyor, ardına "SAV" yazmadan kağıda dökmüyoruz. Mezarına bakıp ağlıyor, evinde namaz kılmak için birbirimizi eziyor, O'na hitaben dua ediyoruz. O ki hayatında amcasını bile kurtaramamış ve "Tanrı" değil "Kul" olduğu hem kendisi hem de yaratıcımız tarafından defalarca belirtmiş, Müslümanlığın temeline yerleştirilmişti. Buna rağmen biz onlardan daha ehil olduğumuz için hırkasına bakıp adeta ona tapıyor, ayak izine bile dua ediyor, O'na "Tanrı" muamelesi yapıyoruz.
Kul yapımı baş örtüsü, seccade vb. vb. dahil din ile ilgili herşeyden korkuyor, onlara haddinden çok çok çok fazla değer yüklüyoruz. Özetle elimize geçen, din ile ilgili her şeyi cahil cühelanın yönlendirmesi ve çarpılma korkusu ve an başta tembelliğimizden kaynaklanan cahilliğimiz sebebiyle "PUT"laştırıyoruz.
Allah milletimize akıl fikir versin, müslümanları cahil cühelanın elinden kurtarsın, sonumuzu hayır etsin...

