<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469</id><updated>2011-12-14T05:55:25.443+02:00</updated><category term='Temmuz'/><category term='gul'/><category term='Cumhurbaskani'/><category term='gül'/><category term='çalışma'/><category term='muhalefet'/><category term='seçim'/><category term='erdogan'/><category term='toplantı'/><category term='türkiye'/><category term='abdullah'/><category term='iktidar'/><category term='2007'/><category term='akp'/><category term='Turkiye'/><category term='secim'/><category term='chp'/><category term='22'/><title type='text'>Düşünseli</title><subtitle type='html'>Blogumda, ciddi veya gayri ciddi konularda düşüncelerimi bulacaksınız...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>14</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-8135773481148440678</id><published>2010-06-16T18:39:00.006+03:00</published><updated>2010-06-16T20:52:56.497+03:00</updated><title type='text'>AKP Turkiye'yi simdiden 20 yil geriye goturdu.</title><content type='html'>Ilkokul ve hatta orta okul yillarimda (80'lerde ve 90'larin baslarinda) Turkiyenin en buyuk sorunlarindan birisi dunyadaki yalnizligi idi. Zaten geri kalmasinin, dunyaya acilamamasinin, ilerleyen dunyaya adapte olamamasinin sebebi de buydu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi ise ilkokul cocuklarinin boyle bir dislanmisliktan haberi bile yok. Onlar globallesen dunyada yeri olan, komsulari ve dunya ulkeleri ile iyi iliskileri olan, dunyanin buyuk guclerinden talepte bulunabilecek bir pozisyonda bir Turkiye'de yasiyorlar. Veya en azindan AKP oncesi boyle bir Turkiye'de yasiyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyle gorunuyor ki, AKP boyle bir Turkiye'yi Islamlastirmanin zorlugunu, buna batinin izin vermeyecegini ve durdurmek icin elinden geleni yapacagini gormus durumda. Bunun icin durumu tersine dondurmeye, Turkiye'yi yine yalniz ve umursanmayan ulke haline getirmeye calisiyor. Ozellikle son bir yildaki gelismeler ile simdiden Turkiye dusmanligini canlandirmayi basardilar.  Neler mi yaptilar?&lt;br /&gt;- Ermenistan ile sorunlar, her ne kadar goruntude cozum yollari araniyor gibi gorunse de, cok daha derinlesti. Ermenistan ile bir cozum yoluna girilmedigi gibi Ermenistan soykirimini daha once tanimamis olan hemen tum ulkeler ardi ardina soykirim yasalari cikarttilar. Daha once suskun olunan bir konuda bir anda boylesine bir patlama yasanmasini sadece tesaduf ile aciklamak akillica degil. Ayrica bu girisimlari engellemekte de cok yetersiz kaldilar. Daha once daha cozulebilir olan sorun artik iyice cozulmez hale geldi.&lt;br /&gt;- Azerbaycan ile `Kardes` iliskisini bozdular. Iki kardes ulke iken iki yandas/stratejik ortak ulke haline geldik. Artik ne Azerbaycan Turkiye'nin ne de Turkiye Azerbaycan'in cikarlarini kendi cikarlari ile bir tutuyor. Bu, Azerbaycanin Rusya'ya yakinlasmasini getirirken ve Turkiye'nin bu kardeslikten elde edebilecegi bir cok avantaji yok etti.&lt;br /&gt;- ABD ile on yillara dayanan guclu stratejik ortakligi yok ettiler. Turkiye ABD'nin bolgedeki en onemli ortagi iken, siradan bir dost ulke haline geldi. Bunu gerek destek vermeleri gereken zaman destek vermeyerek, gerekse de ABDnin cikarlarina test dusecek (diger taraftan Turkiye'ye de bir faydasi olmayan) hareketleri yaparak basardilar. Israil'e karsi alinan tavir, Iran'la yakinlasma, ABD'ye muhalif operasyonlarla bu noktaya geldiler. Turkiye'nin bu seneki BM temsilciliginin ABD tarafindan saglandigini ve bunu ABD'nin teklifine `Hayir` oyu vererek odullendirdigimizi dusunursek, Turkiye'nin ABD iliskisinden cikarlarini ve ABD'yi nasil kusturdugumuzu tekrar hatirlamis oluruz.&lt;br /&gt;- Israil ile on yillardir ileri gelen dostlugumuzu bir cirpida silip attilar. Turkiye'ye tarihinde zerre kadar faydasi olmamis olan Araplara hayranliklari sebebiyle Turkiye'nin ozellikle savas teknolojileri alaninda guclu kalmasini saglayan, her platformda Turkiye'nin arkasinda durmus olan dostu ile iliskisini kopartiyorlar.&lt;br /&gt;- Yunanistan ile cok yakinlasan iliskileri sogutarak olasi bir dostlugu engellemis oldular. Gecmis hukumetler doneminde yunanistan sorun yasadiginda (dogal felaketler vs.)  ilk yardima kosan ulkelerden olmusken, AKP doneminde yasadiklari dogal felaketlerde en son tepki veren ulkelerden birisi haline geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda AKP Turkiye'yi batidan soyutlayip tekrar kendi icine kapali bir ulke haline getirmek ve bu sirada Turkiye'yi din merkezli ve geri kalmis Arap ulkelerinin eksenine sokmanin hesabini yapiyor gibi gorunuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-8135773481148440678?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/8135773481148440678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=8135773481148440678&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/8135773481148440678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/8135773481148440678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2010/06/akp-turkiyeyi-simdiden-20-yil-geriye.html' title='AKP Turkiye&apos;yi simdiden 20 yil geriye goturdu.'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-3132739039627796642</id><published>2008-07-02T10:52:00.003+03:00</published><updated>2008-07-02T11:12:54.704+03:00</updated><title type='text'>Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 82’nci yıldönümü törenler ve etkinliklerle kutlandı.</title><content type='html'>Bugün gazetelerde küçük mü küçük bir haber var, "Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 82’nci yıldönümü törenler ve etkinliklerle kutlandı." diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haber bir anda beni ilkokul yıllarıma götürdü. Kabotaj bayramı her yıl muhakkak ciddi bir gündem olur, o gün tüm günümüz kapitülasyonların kaldırılması ve kabotaj hakkının ulusumuza geri alınması konusunda dersler ile geçerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin ilginç bir şey. Bir yerden yakaladı mı peşini bırakmıyor. Oradan oraya bağlantılar üzerinde seyahat edip çok ilginç bir noktada bırakıyor insanı. Yahu bu kapitülasyonlar neydi ki? Veya kabotaj hakkı ile ilgisi neydi? Özetle, ulusun imtiyazlarının başkalarına devredilmesi. Kabotaj ise, denizler ve denizcilik üzerindeki imtiyazlar. Bu noktada şu soruya yöneldi beynim. Acaba halen kabotaj bayramı kutlama hakkına sahip miyiz? Memleketin en büyük bankalarını, tüm iletişim ağlarını, enerji üretim merkezlerini vs. her şeyi sattıktan ve geri kalan otoyollar, denizcilik işletmeleri vb.'yi satılığa çıkardıktan sonra hangi hakkın ulusumuzda kalışını kutluyoruz halen?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-3132739039627796642?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/3132739039627796642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=3132739039627796642&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/3132739039627796642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/3132739039627796642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2008/07/denizcilik-ve-kabotaj-bayramnn-82nci.html' title='Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 82’nci yıldönümü törenler ve etkinliklerle kutlandı.'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-194256608937950229</id><published>2008-04-24T12:25:00.001+03:00</published><updated>2008-04-24T12:25:28.232+03:00</updated><title type='text'>Gücü elinde tutanlar</title><content type='html'>Gücü elinde tutanlar kimler? Memleketi yönetenler, kanunları yönlendirenler, ihaleleri iptal ettirme, projeleri başlatma veya durdurma gücüne sahip olanlar? Ülkeye yönetici atama, holdingleri batırma gücüne sahip olanlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce bu insanlar ellerindeki gücün gerçekten farkındalar mı? Ellerindeki gücün salt kendi çıkarları için kullanılamayacak kadar tehlikeli ve büyük olduğunun bilincindeler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence değiller. Bence bu kişiler sadece kendilerini ve çevrelerini düşünmekteler. Bu kişiler kendi güçlerini fark edemeyip, kendilerinden çok daha küçük güç odaklarına yalakalık yapma ihtiyacı içindeler. Bütün bir ulusu sallama gücü ellerindeyken, bir kaç çapulcu'nun yardımı olmadan ayakta kalamayacaklarını düşünmekteler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey gücü elinde tutanlar... Bu ülkenin başına gelen ve gelebilecek her türlü geri gidiş, cahilleşme, yozlaşma, bozulma, sömürgeleşme, düzen değişikliğinde en az baştakiler kadar sizin de suçunuz var, bilesiniz. Hatta onlardan bile ötede, baş sorumlu sizlersiniz... &lt;br /&gt;   &lt;div class="flockcredit" style="text-align: right; color: #CCC; font-size: x-small;"&gt;Blogged with the &lt;a href="http://www.flock.com/blogged-with-flock" style="color: #999; font-weight: bold;" target="_new" title="Flock Browser"&gt;Flock Browser&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-194256608937950229?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/194256608937950229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=194256608937950229&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/194256608937950229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/194256608937950229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2008/04/gc-elinde-tutanlar.html' title='Gücü elinde tutanlar'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-8378669230995406386</id><published>2008-04-01T13:27:00.001+03:00</published><updated>2008-04-01T13:27:01.482+03:00</updated><title type='text'>Türkiye Sevdalıları</title><content type='html'>Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Hayatı sadece din ekseninden görüyor olmayı Müslüman olmak zanneden insanların oluşturduğu bir parti kozmopolit Türkiye'yi yönetiyor. "Arap hayranı Müslüman" düşünce tarzları ve Arapların kendilerine hediye ettikleri at gözlüklerü takılı olduğu halde sünnileri, şiileri, alevileri, hristiyanları, musevileri, dinsizleri, budistleri, satanistleri, Türkleri, Kürtleri, Çerkezleri, Abazaları, Ermenileri, Rumları, Anglosaksonları, Lazları ... yönetiyorlar. Yönettiklerini sanıyorlar. Herkes'e de eşit mesafede duruyorlar(mış) bu arada da... O yüzden son 5 yıldır bütün otobüs şöförleri çember sakallı, bütün belediye çalışanı bayanlar türbanlı, bütün inşaatlar tarikatçı inşaatçıların vb. Eşit uzaklıkta olabilmek için yandaşlarını kayırıp, besleyip, semirtip, karşıt görünen herkesi de dışarıya "eşit uzaklığa" aldılar, almaya çalışıyorlar. Çünkü onlar Türkiye Sevdalıları. Yanlış anlamayın ama, onlar sadece Türkiye'nin tarihine daha doğrusu Osmanlı'ya ve Anadolu Toprakları ile "Kutsal" belledikleri İstanbul'a sevdalılar. Modern Türkiye ile hiç bir gönül bağları yok. Zaten çalışmalarının amacı da sevdalısı oldukları o "eski güzel günler"e dönmek. Bir kaç kuşak sonra varsın deli padişahlar/halifeler çıkıversinler. Önemli olan o kutlu düzene geri dönebilmek, "Padişahım Erdoğan, Çok Yaşa" diye bağırabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan... Kurtuluş savaşı öncesi ve sırasında çok sayıda memleketini seven, onun iyiliği için çalışan didinen insanlar ve özellikle de gazeteciler vardı. Memleket zaten parçalanmış, işgal edilmişti ama onlar "daha kötü olmasın" diye işgalcilerle anlaşmak, onların boyunduruğu altına girmek istiyorlardı. Ne de olsa Amerikan veya İngiliz korumasına girildiği anda, o büyük devletler diğerlerini kışkışlarlar ve Anadolu'yu kolları altında güzel günlere taşırlardı. Bu insanların fikirlerindeki samimiyete hiç kuşkum yok. Nitekim Halide Edip bile bu düşünceyi destekliyordu, ki hiç kimse ona vatan haini demeye cesaret edemez. Onlar ülkenin selayeti ve yeni nesillerin iyi yetişip varlığını sürdürebilmesi için bunun doğru yol olduğuna gönülden inanıyorlardı. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi o zaman için mümkün olmadı. Ulu önderimiz, yüzyılın politik dehası Atatürk'ümüz gidişatın getireceklerini o zamanlar görmüş ve kabul edilemez ilan etmişti. Biz O'nun 1919'da kendi öngörüleri ile gördüklerini ancak 2000'li yıllarda televizyonlarda seyredince görebildik. Amerika'nın Irak'ı işgalini seyretmeden görebilmemz de mümkün olmayacaktı. Anlayabildik mi? Orası tartışılır.  Çünkü biz Irak'ı bir ders olarak değil bir sinema filmi olarak seyrediyoruz. Kendimizi planların ve bölgenin içinde değil, "güvenli bölgede" zannediyoruz. Irak'ta bugün olanlar, Atatürk olmasaydı 90 yıl önce Türkiye'de olacak olan olaylardır. Ve tabii ki eğer bu "güçlü devlet" yalakalığını bırakmazsak, korkarım gelecekte de karşılaşmamız olası olanlardır. ABD resmi ziyaret yapan delegelerimize "naber corc" desin sırtımızı sıvazlasın, AB "aslan Türkiye, kaplan Türkiye" desin sırtımızı sıvazlasın, biz kendimizi mutlu kutlu ve şerefli hissedelim, hissedelim, hissedelim... verelim kapitülasyonları gitsin yahu. Satalım para eden herşeyimizi. Bize "aferin" desinler. "Koçumsun", "böyle devam et", "bütün sorunlarını biz çözeceğiz" desinler. "Takma kafanı sen o muhaliflere, biz hallederiz" desinler, sonra dönüp muhaliflere kızsınlar "hıııı.... size kötü gözle bakarız" desinler , desinler, desinler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşlanınca çocuklaşırmış. Bi zaman çocuk olanlardan fırça yemeğe, onların insafına kalırmış. Yani, kurt kocayınca köpeğin maskarası olurmuş. Hastalanır yatalak olurmuş. Sonunda da doktorlar fişi çekip "Ölüm saati"ni söylerlermiş. Hasta adamın hikayesini tekrar okuyun lütfen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;div class="flockcredit" style="text-align: right; color: #CCC; font-size: x-small;"&gt;Blogged with the &lt;a href="http://www.flock.com/blogged-with-flock" style="color: #999; font-weight: bold;" target="_new" title="Flock Browser"&gt;Flock Browser&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-8378669230995406386?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/8378669230995406386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=8378669230995406386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/8378669230995406386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/8378669230995406386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2008/04/trkiye-sevdallar.html' title='Türkiye Sevdalıları'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-22500518989699067</id><published>2008-02-13T10:49:00.003+02:00</published><updated>2008-03-13T16:24:45.173+02:00</updated><title type='text'>İslamda "Putperestlik"...</title><content type='html'>Yazık ki, ilahi dinler kafası yeterince çalışmadığı, özünü kavrayamadığı halde kendisini "dini lider" ilan eden yobaz cahil cühela yüzünden, karşısında durmak için geldikleri Putperestlikten nasiplerini almışlar. Her ne kadar din "ilahi" de olsa, insanlar şirk ve putperestliği, hem de o dinin yobazı olma adına dinin merkezine yerleştirmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün sorunlarda olduğu gibi, bu da ayakların baş olması ve diğerlerinin de cahilliklerinden bunları sorgusuzca takip etmesinden kaynaklanıyor. Özellikle Türkiye'mizde okullarda dahi "Din kültürü ve ahlak bilgisi" derslerinde üzerinde düşünülmüş fikirler ve gerçekler değil, yobazların ortaya attıkları ve üzerinde hiç düşünmeden "gerçek" varsaydıkları safsatalar öğretilebiliyor. Örnek mi?&lt;br /&gt;Kafamda çok yer etmiş bir örnek şöyle. Dersin konusu "Abdest" idi ve Din bilgisi dersi hocamız anlatıyordu : Abdest çok önemli bir şeydir. Hz. Muhammed (SAV) yatak odasında bir kap içerisinde toprak bulundurur, banyoya gidene kadar bile abdestsiz durmaz, hemen orada teyemmüm abdestini alır.&lt;br /&gt;O yaştaki çocukların kafasında oluşan resmi düşünün. O kadar önemli ki, Hz. Muhammed (SAV) bile yatak odasından banyoya kadar abdestsiz gitmiyor. 2 adım yahu... olsun, demek ki 2 adımlık yere bile gidilmeyecek. Şimdi, bunu duyan yobazlığa meyilli ve düşünmeden verileni kabul etmeye alışmış bir çocuk ne yapar? Gelecekte yatak odasına bir kap içinde toprak koyacak ve hemen oracıkta abdest alacaktır... Bu çocuk asla, 600'lü yıllarda evlerde banyo olmadığını, banyo yapmak için taa en yakın nehre vb. gitmek veya kuyudan su çekip, o suyu ısıtıp sonra yıkanmak gerektiğini, yıkanmanın aslında o zamanlarda zor olduğunu, bu gün kullandığımız evin içinde, her daim sıcak suyu olan banyoların o dönemde arabistanda hayal bile edilmemiş olduğunu düşünmeyecek. Sonra kalkıp kendi aklını da herkesinkinin üstüne koyarak "efendim bu şarttır, peygamberimiz de böyle yapmıştır, yatak odasında toprak bulunmalıdır" diye ahkam kesecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Putperestlik konusundaki bilgilerimiz de aynı hocalar tarafından kafamıza yerleştirildi. "İnsanlar o kadar zıvanadan çıkmışlardı ki kendi yaptıkları heykellere tapıyorlardı". Nası yaa? Ne salak insanlarmış bunlar hakikaten, heykele de tapılır mıymış? Zaten asıl amaç çocukların alternatif fikirlerden nefret ettirilmesi olduğu için daha detaylı bir bilgi yok. Aynı cümle eğitim hayatı boyunca tekrar ediliyor. İşte o yüzden, insanlar putperestliğin asıl muhteviyatını bilmedikleri için, kendileri de putperestleştikleri halde bunu fark edemiyorlar. Putperestler kendi yaptıkları "heykellere" tapmazlar kardeşim. Onlar kendi yaptıkları veya satın aldıkları heykeller, ikonolar, nesneler aracılığıyla, o nesnenin temsil ettiği ruha/tanrıya taparlar. O nesne aracılığıyla, temsil ettiği ruh/tanrıları ile konuştuklarını düşünürler. O nesneye adaklar verdiklerinde, tanrının bunu görüp adağı aldığını düşünürler. Yani o nesneyi tanrının kendisi değil, temsil ettiği tanrı ile irtibata geçmek için ihtiyaç duydukları aracı olarak görürler. O yüzden ki o nesnelere dokunulmasını istemez, gördüklerinde gözleri yaşlanır, önünde diz çöküp dua ederler. O nesne tanrının kendilerine en yakın olduğu temsilcisi/görüntüsüdür. Umarım bunun kendi çevremizdeki yansımaları kafanızda belirmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama gidip türbeleri, şeyhleri kutsal nesneler olarak görüp onlara dua edenlerin, türbelere adak vermeyi "dinden" sayıyoruz. Müslümanız, tek Allah'a inanıyoruz ama O'nun gönderdiği ve ilk emrini "Oku" olarak verdiği Kur'an-ı Kerim'i uzaktan bakılacak, tekerleme olarak anlamadan tekrar edilecek (okumak demeye dilim varmıyor çünkü bu yapılan okumak değil) bir "kutsal kağıtlar bütünü" olarak görüyoruz. Odada yüksek bir yere asıp uzaktan seyrediyoruz. Kur'an-ı Kerim'i karşısında durmak için geldiği şeyler gibi kullanıyor,&amp;nbsp; ona PUT muamelesi yapıyoruz. Kur'an'ın içindeki bilgileri değil kağıdını kutsal zannedip, bişey bilmeden ahkam kesen cahil cühelanın fikirlerine göre dini yaşamaya çalışıyoruz. Allah'ın ilk emrine "karşı çıkıyoruz". &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Putperestlik yapıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hz. Muhammed bile hayatında sadece bir kez Hac ziyareti yapmışken. Biz kendimizi O'ndan bile üstün ve akil gidebildiğimiz kadar çok gitmeye çalışıyoruz. O Kabe'yi insanları Allah'a yönelmek için,&amp;nbsp; birleştirmek için bir "araç" olarak kullanırken, biz Kabe'yi&amp;nbsp; "dokununca insanı cennete götüren", "tapılası" bir kutsal olarak belliyoruz. İnsanların ibadetini kolaylaştırmak, sorularını cevaplamak için belirlenmiş bir yön iken, biz O'na karşı ayaklarımızı uzatmıyor, tuvaletimizi yapmıyor, otobüste, uçakta bile O'na doğru yönelmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Muhammed'in adını ağzımıza "Hazreti" demeden almıyor, ardına "SAV" yazmadan kağıda dökmüyoruz. Mezarına bakıp ağlıyor, evinde namaz kılmak için birbirimizi eziyor, O'na hitaben dua ediyoruz. O ki hayatında amcasını bile kurtaramamış ve "Tanrı" değil "Kul" olduğu hem kendisi hem de yaratıcımız tarafından defalarca belirtmiş, Müslümanlığın temeline yerleştirilmişti. Buna rağmen biz onlardan daha ehil olduğumuz için hırkasına bakıp adeta ona tapıyor, ayak izine bile dua ediyor, O'na "Tanrı" muamelesi yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kul yapımı baş örtüsü, seccade vb. vb. dahil din ile ilgili herşeyden korkuyor, onlara haddinden çok çok çok fazla değer yüklüyoruz. Özetle elimize geçen, din ile ilgili her şeyi cahil cühelanın yönlendirmesi ve çarpılma korkusu ve an başta tembelliğimizden kaynaklanan cahilliğimiz sebebiyle "PUT"laştırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah&lt;/span&gt; milletimize akıl fikir versin, müslümanları cahil cühelanın elinden kurtarsın, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sonumuzu hayır etsin&lt;/span&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-22500518989699067?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/22500518989699067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=22500518989699067&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/22500518989699067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/22500518989699067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2008/02/islamda.html' title='İslamda &quot;Putperestlik&quot;...'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-5727290784439085878</id><published>2007-09-27T15:08:00.000+03:00</published><updated>2007-09-27T16:55:51.919+03:00</updated><title type='text'>Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nin tercümesi</title><content type='html'>Muhakkak ki, Yüce Atatürk, o günlerden ve yaşananlardan yola çıkarak ve büyük dehasını kullanarak bu günlerde kurucusu olduğu laik Türkiye Cumhuriyeti'nde olacakları görmüş ve sözlerini hitabesini bunun için dile getirmiştir. Atatürk, okullarda öğretildiği gibi bu önemli konuşmayı geçmişte yaşananları gençliğe aktarmak için kaleme almış olamaz. Bunun için zaten Nutuk'u yazmıştır, en ince detayına kadar geçmişi anlatmak için. Gençliğe hitabe ise Atatürk'ün yobazların ve mandacıların zaman içinde geçirecekleri değişim ve kazanacakları gücü hesaba katarak, olağan üstü öngörülü bir şekilde, gerçekten "BİZLERE", geleceğin gençlerine hitaben dile getirdiği bir metindir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk bu günler için bakın bize neler öğütlemiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Ey Türk gençliği! "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de yaşayan ve kendini genç hissedenler. Kafa kağıdındaki yaşınız önemli değil, yüreğinizdeki vatan sevgisi önemlidir. Yüreğinde halen vatan sevgisini duyanlara ve vatan uğruna rahatlarını bozmaya cesaret edebileceklere sesleniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Biz, namussuzların ve yobazların yok etmeye çalıştıkları, kendi çıkarları için başka hiç kimseyi düşünmeden yabancılara peşkeş çekmeye çalıştıkları bu vatanı kanımızın son damlasına kadar savaşarak kurtardık. Bu ülke, coğrafyası ve muhteviatı itibariyle ancak ve ancak bizim kuruluş prensiplerimiz çerçevesinde ayakta kalabilir. En büyük görevin, vatanın devamını sağlayabilmek için bu kuruluş prensiplerini, başta Cumhuriyet olmak üzere, korumandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sen, ancak bu değerleri korumak suretiyle ayakta ve sağ kalabilirsin. Aksi takdirde önce bağımsızlığını sonra da varlığını (kendin de dahil olmak üzere soyunun devamını) kaybedersin. Farkında olmasan dahi, bu senin için sahip olabileceğin her şeyden daha değerlidir. Sanıyor musun ki bunlar kaybolduktan sonra, maddi varlıkların, hazinelerin halen senin olarak kalmaya devam edecekler? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bugün dahi, biz bu kadar zorlukla bu vatanı kurtarmış ve Cumhuriyeti kurmuşken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun önemini millet taze taze görmekte ve yaşamakta iken muhalefet sesleri yükselmektedir. Tabii ki şu anda bu değerlere karşı çıkanlar senin zamanında da çevrende olacak ve kendi şahsi çıkarlarını senin çıkarlarından üstün görerek senin elinden bunları almaya çalışacaklar. Sanma ki o bu kişiler sadece seni sömürmeye çalışan yabancılar olacaklar. Tam tersine, bir çoğu senin hemen yanı başında oturan, kendini akıllı zanneden ve kendi çıkarları için vatanı satmakta tereddüt etmeyen yurtdaşların olacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Bir gün, İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir."&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Bir gün bu muhalifler ve yabancıların geçmişte yaptıkları ve unutulacak be taktıkları maskelere herkes kanar olacak. İşte o zaman bunlar önce senin Cumhuriyet ilkelerine ardından da bağımsızlığını hedef alacaklar. İşte o zaman içinde bulunacağın durumu düşünmemeli, kendine ve kendin gibilere bakıp, kendinizi güçsüz zannedip boyun eğmemelisin. Çevrene baktığında her tarafta olumsuzluklar, cahillik, bencillik, yobazlık, yabancı sevdalılığı (ki biz buna bu dönemde mandacılık diyoruz) görebilir ve bunların sayıca fazlalığı ve üstün maddi güçleri yüzünden ümitsizliğe kapılabilirsin. Sakın ha kendini ve bu Cumhuriyeti sevenleri küçümseme. Durumun asla düşündüğün veya göründüğü kadar vahim olmayacaktır. Eğer illa düşünecek birşey istersen, bizim bir avuç insan olarak başladığımız mücadeleyi ve eriştiğimiz büyük zaferi düşün ve bundan ilham alarak tereddütlerini yok et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Sana ve değerlerine kastedecek bu düşmanlar gözünü korkutabilir. Şirketlerinin bütçeleri tüm Türkiye Cumhuriyeti devleti'nin bütçesinin kat kat üzerinde olabilir. Daha önce onlarca ülkeyi, hatta en büyük düşmanları olan dev bir ülkeyi benzer şekillerde ve çeşitli yöntemlerle parçalamış, yok etmiş veya en istenmeyen şekilde değiştirmiş olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün ordulari dagitilmiş ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu yaptıklarını, Osmanlı Devleti zamanında da olduğu gibi çok meşru görünen yöntemler ve birbirinden sevimli maskeler, kılıflar kullanarak yapacaklardır. Sanma ki topla tüfekle gelip ülkeni işgal etmeye çalışacaklar. Söyledikleri her sözün ardından bir düzen, yaptıkları her hareketin ardında bir art niyet çıkacaktır. Senin döneminde, vatanda kale olarak kabul edilebilecek tüm varlıklarını ele geçirmiş olabilirler. Biz bunu engellemek ve zorlaştırmak için elimizden geleni yaptık ve yapacağız. Ancak iktidar sahipleri bile bu oyunlardan pay almak, şahsi maddi ve manevi çıkar sağlamak amacıyla bu oyunlara katılmış veya destek oluyor olabilirler, ki geçmişte de aynen böyle yaptılar. İşte o zaman bizim garantiye almaya çalıştığımız değerler dahi tehlikeye girebilir ve tüm milli değerler yerli veya yabancı düşmanlara     verilmeye çalışılıyor olabilir.&lt;br /&gt;Hatta iktidara sahip olanlar, ülke üzerinde kendi gizli amaçlarını gerçekleştirmek için dış güçler ile gizli anlaşmalar içinde, güçlü gördükleri yabancıların emrinde olabilirler. Tabii dir ki bunu yapanlar milletin içinde bulunduğu durumu önemsemeyeceklerdir. Onların tek önceliği kendileri ve yandaşları olacaktır. Devletin geri kalan tüm kaynaklarını kendi hesaplarına geçirmek için çalışacaklardır. Halk bunların göz boyama ve aldatmacalarına kanarak kendi kendisini kötü duruma düşürüyor olabilirler. İktidar sahiplerinin kendilerine iyilik yaptığını düşünerek aslında kendilerini uçurumdan aşağıya atıyor olabilirler. Kendilerine geldiklerinde ise iş işten geçmiş ve maddi manevi herşeylerini kaybetmiş olacaklar. Bunu sen, son gelmeden görüyor olabilirsin.&lt;br /&gt;(ki bugün vatanın tüm kaleleri bilfiil işgal edilmiş durumdadır. En büyük güçler kabul edilen Finans, Medya ve İletişim, firma sahipleri ve iktidar sahiplerinin kişisel çıkarları sebebiyle yabancı ülkelere satılmış/bırakılmıştır. Bu satışlar yapılırken ülke menfaati değil, sadece kişisel menfaatler göz önünde bulundurulmuştur. Verilemeyenler de, yönetimdekilerin yardımları ile ülke menfaatine 180 derece ters düşen kanunlar çıkartılmak suretiyle dağıtılmaya çalışılmaktadır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ey geleceği kurtaracak olan Türk evladı. Bütün bu tablo gerçekleştiğinde senin görevin başlayacaktır. Senin görevin, bütün bunları herkesten önce görüp, olabildiğince erken harekete geçmendir. Senin, ekmeğini yediğin bu vatana, bana ve bu Cumhuriyeti kuran tüm şehitlere, gazilere, analara olan borcundur bu. Emin ol ki, sen harekete geçtiğinde aslında hiç de göründüğü kadar güçsüz olmadığını ve hem kendinin hem de bu milletin her türlü güçlüğü yenebileceğini göreceksin. Bunu gerçekleştirmek için kendinden başka hiç bir şeye ihtiyacın yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün işaret ettiği zaman, açıkça görülüyor ki, gelmiştir. Şimdi bize düşen, bu görevi alıp O'nun gösterdiği doğrultuda çalışmaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-5727290784439085878?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/5727290784439085878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=5727290784439085878&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/5727290784439085878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/5727290784439085878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/09/atatrkn-genlie-hitabesinin-tercmesi.html' title='Atatürk&apos;ün Gençliğe Hitabesi&apos;nin tercümesi'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-6182367104249731370</id><published>2007-05-25T01:25:00.000+03:00</published><updated>2007-05-25T01:55:07.454+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='22'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toplantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muhalefet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2007'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Temmuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktidar'/><title type='text'>22 Temmuz genel seçimlerine 2 ay kaldı</title><content type='html'>Artık genel seçime 2 ay'dan az kaldı, ana ne yazık ki durum vahim. Bugün itibariyle, iktidar partisi olan AKP hariç hiç bir parti ciddi bir çalışma içinde görünmüyor. Muhalefet henüz seçim çalışmalarına başlamadı. e peki ne zaman başlayacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardan bu yana devam eden hantallığımız ve öngörüsüzlüğümüz ne yazık ki 'aydın', 'modern' ve 'laik' muhalefetimiz tarafından harfien uygulanıyor. Unutulmamalı ki bugün iktidarda olan AKP buraya yıllardır süren bir öngörü ve çalışmanın eseri olarak geldi. Hiç kimsenin umurunda değilken kadın ve geçlik kollarını kuran ve aktif şekilde çalıştıran, kapı kapı ihtiyaç sahiplerini dolaşıp onlara yiyeceki, giyecek dağıtan, hastaları hastaneye görüten onlar oldular. Zamanı geldiğinde de, yaptıklarının karşılığını istediler ve tereddütsüz aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmak gerek? Başta CHP olmak üzere, fikir ve hassasiyetlerimizi paylaşan bugünün muhalefetinin 4 değil gerekirse 16 kolla işe sarılması ve uyku bilmeksizin çalışmaları gerekmektedir. Bu seçim için bile çok geç kalınmış değil ama tabii ki artık çok zora sokuldu. Bugün acilen yapılabilecek olan, muhalefet tarafından, iktidar'ın son 4,5 yılda yaptıkları tüm yanlışları halkın gözü önüne dökmek olabilir. Bugün iktidar gözümüzün içine baka baka gerçekleri saptırmaktadır. Kalkıp "biz irticai hareket olarak ne yapmışız. Hangi yasayı çıkartmışız" demekteler. Yazık ki şimdiye kadar "e arkadaşım Cumhurbaşkanımızın iade ettiği ve kendi Cumhurbaşkanınızı seçtikten sonra tekrar gündeme getirmeyi umarak rafa kaldırdığınız yasalara ne demeli" diyen çıkmadı. Oysa gerek irticai gerekse de cep doldurucu bir çok yasa son anda Cumhurbaşkanı tarafından geçen 4,5 yılda geri gönderilmişti. Aklıma gelen birkaç örnek "Petrol yasası", "İmam hatip yasası", "2B yasası" vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yetmez tabii ki. Kalan zamanda tüm kaynaklar seferber edilerek evler kapı kapı dolaşılmalı. Merkezi noktalarda büyük toplantılar (parti başkanı katılsın katılmasın) düzenlenerek halka CHP/parti ve AKP'nin devamı durumunda yaşanması olası olaylar anlatılmalı. Başta İran ve Fas olmak üzere, geçmiş örnekler ve dini yönetimlerin ülkeleri ne duruma getirdiği anlatılmalı.  Şehirlerin meydanlarında açık hava gösterileri ve sergiler ile  bu anlatımlar pekiştirilmeli ve görsel olarak da belleklere kazınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra... Seçimde muhalefet olarak kalınsa dahi, çalışmalar sanki seneye, ve sonraki sene, ve sonraki sene tekrar tekrar seçim olacakmış gibi hiç hız kesmeden devam etmelidir. Bu yarış, kısa vadeli, tek atımlık bir yarış değildir. Parti içinde sürekli bir "yoğun çalışma" geleneği yerleştirilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-6182367104249731370?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/6182367104249731370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=6182367104249731370&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/6182367104249731370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/6182367104249731370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/05/22-temmuz-genel-seimlerine-2-ay-kald.html' title='22 Temmuz genel seçimlerine 2 ay kaldı'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-3369538398836704147</id><published>2007-04-24T13:59:00.000+03:00</published><updated>2007-04-24T17:27:50.085+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='abdullah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erdogan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2007'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cumhurbaskani'/><title type='text'>Geleceği görmek gerek - 2007 Cumhurbaşkanlığı</title><content type='html'>Siyasetçilerin, yapacakları hareketleri on adım önceden düşünerek yapmaları gerekir. Ne yazık ki bizde bunu yapabilenlerin sayısı çok az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, AKP Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül'ün adını açıkladı. Artık herkes mutlu. Şu anda, ben bu blog'u yazarken, Baykal televizyonda konuşma yapıyor. Diyor ki:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Biz Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını engelledik...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;O kadar kuvvetliyiz ki, bu konuda halkı arkamıza alabildik...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ne mutluyuz ki, Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanlığı'na izin vermeyeceğini anladı ve korktu, başka arayışlara girdi ve sonuda panik ve çaresizlikle Abdullah Gül'ü aday gösterdi...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gazeteler, başbakanın hukuk müşavirinin dikte ettirdiklerini yazmaktadırlar...&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Bir parti lideri, ana muhalefet lideri, Türkiye'de AKP'nin ve Atatürk karşısındaki tüm değerlerin karşısındaki en büyük KALE'nin başındaki kişi (ne yazık ki) bu kadar mı dar görüşlü ve saplantılı olabilir. Aslında bugün ana muhalefet liderinin göremediklerini AKP'deki herhangi bir milletvekili, hatta artık çoğu Türk aydını görebilmektedir. Yarın bunu tüm Türkiye görebilecek. Yazık ki bizim siyasetçilerimiz, bu gerçekleri aylar öncesinden görebilmesi gerekenler, ileri görüşlü olmadıları, planlı programlı, bilimsel ve öngörülü çalışmadıkları için halen göremiyorlar. Aslında, bugün olan şudur:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;AKP'li bir Milletvekili'nin de NTV'de ayaküstü ve heyecanlı şekilde söylediği gibi aslında ERDOĞAN KÖŞKE ÇIKMIŞTIR. Abdullah Gül, Başbakanlığı sadakati sebebiyle, uğruna bıraktığı kişinin direktifi ile Cumhurbaşkanı olacaktır. Tabiidir ki uğruna Başbakanlığı bile bıraktığı kişinin direktiflerini o mevkide de takip etmeye ve uygulamaya devam edecektir. Cumhurbaşkanı Sezer'in veto ettiği ve tekrar kendisine gönderilerek riske atılmamış TÜM SAKINCALI YASALAR, ARDARDA, YENİ CUMHURBAŞKANI TARAFINDAN ACİLEN ONAYLANACAKTIR.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması parti içinde dalgalanmalara sebep olabilecek iken bu manevra ile bunun da önüne geçilmiştir. Yanısıra, bir sonraki seçim için de AKP büyük bir avantaj sağlamıştır. Hem Cumhurbaşkanı olmuş, hem de partisi başında kalarak partinin bir arada kalmasını sağlamıştır. Tek başına "Yasama"nın başı olmuştur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cumhurbaşkanlığı köşküne "Türbanlı" bir Cumhurbaşkanı eşi çıkmayı başarmıştır. Evet, adı "Emine Erdoğan" değil ama amaça varılmıştır. Hem Cumhurbaşkanı olmuş, hem partisi başında kalarak partinin bir arada kalmasını sağlamış, hem de Çankaya'ya Türbanlı bir eş çıkartmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Baykal bilmelidir ki:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Cumhuriyet mitingi kendisinin veya partisinin başarısı değildir. Başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere basının büyük katkısı ile başarılmıştır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cumhuriyet mitingi, ne yazık ki başarıya ulaşamamıştır. Çünkü başarıya ulaşması için gerekli olan siyasi akıl ve desteği göstermeye, başta CHP olmak üzere muhalefet partileri muktedir olmamışlardır. Cumhuriyet mitingi Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsına yönelik değil, onun da paylaştığı zihniyete yöneliktir. Tepki kendi şahsında somutlaştıysa da, amaç, onun şahıs olarak aday olmaması ile sınırlı değil, o ortak zihniyetin Çankaya'ya çıkmaması idi. Bu ne yazık ki başarılamamıştır. Başta CHP olmak üzere, muhalefet'in (RTE'ın da Abdullah Gül'ün adaylığını açıklarken söylediği gibi) tek bir kuvvetli karşı aday gösterememiş ve bütüm milleti böyle bir aday arkasına toplayamamış olması başarısızlığı getirmiştir. Toplanan milyonlarca insan, asılan milyonlarca bayrak boşa gitmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sayın Baykal, CHP'nin başkanlık kolduğuna ambargo koyarak, Türkiye Cumhuriyeti ve Milleti'ne son yıllarda yapılmış en büyük kötülüğü yapmaktadır. Çoğunluk kendisinden memnun değildir, çoğunluk kendisinin başbakan olmasını da istememektedir. Sırf bu koltuk hırsı, kişisel egosu yüzünden CHP, kuvvetli ve halk desteği almış, ileri görüşlü bir lider ile AKP'yi kolaylıkla alt edebilecekken, ikinci ve hatta belki 3., 4. parti olmaya doğru gitmektedir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;AKP, bu hareketleri aylar ve bekli yıllar öncesinde hesaplayarak oynamaktadır. İleriye dönük plan yapmada ve hareketleri için zamanı beklemede en az tribünlere oynamakta oldukları kadar başarılıdırlar. Aynen iyileri gösterip kötüleri unutturmakta olan başarılarını, bu konuda da göstermektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin ileri görüşlü ve rakiplerinden daha zeki liderlere ihtiyacı var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-3369538398836704147?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/3369538398836704147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=3369538398836704147&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/3369538398836704147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/3369538398836704147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/04/gelecei-grmek-gerek-2007-cumhurbakanl.html' title='Geleceği görmek gerek - 2007 Cumhurbaşkanlığı'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-7260309769936887369</id><published>2007-04-23T16:55:00.001+03:00</published><updated>2007-04-23T16:55:33.127+03:00</updated><title type='text'>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nız kutlu olsun...</title><content type='html'>&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Özellikle son  dönemde yaşadıklarımız açıkça gösteriyor ki, Milli bayramlarımıza her  zamankinden daha sıkı sarılmamız, onlara sahip çıkmamız ve ciddiyetle  kutlamamız gerekiyor, zira bizim için diğer bayramlardan daha önemsiz değiller.  "Pazarlama" amaçlı icadedilmiş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt; "önemli" günleri dahi büyük bir mutlulukla karşılar ve  kutlarken bizlerin bugün burada olmamıza vesile olmuş olan "Milli  Bayramlarımız"a ilgi göstermememiz ve onları sadece tatil yapacak ve cama bayrak  asacak birer gün olarak geçiştirmemiz hiç mi hiç yakışık almıyor. Bizim  önemsemediğimiz bu günleri başkaları, bizim değerlerimizi paylaşmayanlar, hiç  önemsemez ve iki gün sonra takvimlerden çıkartı verirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;div&gt;&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Lütfen "Milli"  bayramlarımıza sahip çıkalım. Onlar, bugün bizlerin paylaştığı "Milli", "Laik",  "Atatürk" Türkiye'sini oluşturan değerleri çocuklarımıza aktarmamız için  elimizdeki yegane araçlardır... Milli bayramlarımızda da, dini bayramlarımızda  yaptığımız gibi, en azından birbirimizle bayramlaşmayı  unutmamalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span class="250482113-23042007"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Ulusal Egemenlik ve  Çocuk Bayramı'nızı en içten dileklerimle kutlarım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-7260309769936887369?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/7260309769936887369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=7260309769936887369&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/7260309769936887369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/7260309769936887369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/04/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-ocuk.html' title='23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&apos;nız kutlu olsun...'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-1936019322765339555</id><published>2007-04-18T19:20:00.000+03:00</published><updated>2007-05-25T01:56:02.177+03:00</updated><title type='text'>Türkiye'nin durumuna dair</title><content type='html'>Bir hafta evi boş bırakırsan geldiğinde evin soyulmuş olur. Arabanı 50 kat kilitlemeden hayatta bırakamazsın, çalınır.  Şanslıysan teybin çalınır. İnsanlar 300-500 YTL için yakın akrabalarını öldürürler. Küçücük çocuklar sokakta oynarken kanalizasyona düşüp ölürler. Yollarda ki "kaza" ların haddi hesabı olmaz. Ülkenin kaynakları futursuzca çarçur edilir veya peşkeş çekilir. İnsanlar birbirlerine zerre kadar güvenmezler. Yolda biri düşse, kimse dönüp de arkasına bakmaz. Camiye giderken en kötü ayakkabılar giyilir zira iyi ayakkabılar kesinkes çıkışa kadar çalınmış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, gurur duyduğumuz ve her yerde göğsümüzü gere gere varlığını şöyledir böyledir diye anlattığımız Türkiye resmi ile hiç mi hiç uyuşmuyor değil mi? Oysa, atalarımızdan duyduğumuz (duyduğumuz diyorum zira ben hiç görmedim) ve hatta yurt dışında tanınan "Misafirperver" Türkiye nasıldı? İnsanlar birbirlerine sonuna kadar güvenirlerdi. Kendileri yemezken, alınterleri ile kazandıklarını komşuları ve yoksullar ile paylaşırlardı. Tanıdık tanımadık birisine birşey oldu mu yedi düvel yardıma koşar, yeterince yardım etmeyen ayıplanırdı. İnsanlar evlerinin kapılarını kilitlemeyi ahaliye ayıp sayarlardı. Devletin hiç birşeyi olmamasına karşın insanlar kişisel servetleri ile birşeyler yapmaya çalışırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar ileri(!) gitmişiz görebiliyor musunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-1936019322765339555?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/1936019322765339555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=1936019322765339555&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/1936019322765339555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/1936019322765339555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/04/trkiyenin-durumuna-dair.html' title='Türkiye&apos;nin durumuna dair'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-116968486903476266</id><published>2007-01-25T02:19:00.000+02:00</published><updated>2007-01-25T02:29:56.033+02:00</updated><title type='text'>Değerlerimizi yitiriyoruz</title><content type='html'>Yazık ki değerlerimizi yitiriyoruz hem de hiç farkında olmadan. Onlar bittikten sonra, kayda değer kimler kalacak bakalım geride. Belli ki o denli değerlilerini yetiştirmekte zaten çok ciddi sıkıntı çekiyoruz, bir de gidişlerini yeterince umursamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün,  Türkiye'nin yetiştirdiği çok büyük adamlardan birisi sessiz sedasız ayrıldı. Hem de Türkiye'nin son 10 yılını derinden etkileyen ve geleceğini de bir o kadar etkileyecek olan derin izlerini bırakarak. Ve biz ne yazık ki hakettiği kadar umursamadık onu. Bir çok televizyonda ya haberlerden birisi olarak geçti, ya da adına özel program yapıldıysa da gece yararısından sonra... İnsan düşünüyor ister istemez, haberlerde de mi reyting korkusu??? "Eğer halkın bugün rağbet ettiğinin dışında bir haberi geniş verirsek reytingimiz mi düşer? Yok yok, hazır reytingler bu kadar yükselmişken, tutmuş olan konuda daha çok haber yapalım, gerisi laf-ı güzaf" mı deniliyor acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çok üzüldüm ve aslında Türkiye'nin de bir o kadar üzülmesi gerekirdi. Son bir hafta içinde Türkiye iki dev çınarını daha kaybetti... yazık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bile görünüyor, hissediliyor ya eksikliği, ileride daha iyi anlaşılacak... benden söylemesi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-116968486903476266?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/116968486903476266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=116968486903476266&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/116968486903476266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/116968486903476266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/01/deerlerimizi-yitiriyoruz.html' title='Değerlerimizi yitiriyoruz'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-116903726122992326</id><published>2007-01-17T14:02:00.000+02:00</published><updated>2007-01-17T15:14:03.560+02:00</updated><title type='text'>Karşı kulis yapmak</title><content type='html'>Hep haberlerde duyarız, şunlar bunlar Türkiye aleyhtarı kulis yapıyorlar, ona buna isteklerini kabul ettiriyorlar diye. Diğer uluslar veya soylar kendi taleplerini, iddialarını bu kadar kolay kabul ettire biliyorlarken biz neden bunu başaramıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun herkesi mutlu eden cevabı : Bizi sevmiyorlar, zaten Müslüman olduıumuz için bizim sözlerimizi dinlemiyorlar dahi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama acaba bunu gerçek cevap olarak kabul etmek ne kadar doıru?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok kullanılan, bilinen ve sevilen atasözlerimizden birisi der ki: "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır."&lt;br /&gt;Maaşallah çuvaldız kısmında çok başarılıyız ama iğne kısmından biraz korkuyoruz sanki, değil mi? Her seferinde nedense iğneyi koyduğumuz yeri unutuyoruz ama çuvaldız hep elimizde :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda batırmamız gereken iğneyi, en azından bir bölümünü ben buldum, batırıyorum. Biraz acıyor ama bu acı bizi gelecek gücel günlere yönlendirebilir ancak. Biz kendimizi nerede, ne zaman anlatıyoruz ki? Kendimize bile kendimizi tam anlamıyla, gerektiği gibi anlatabiliyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin mevcut, en başa güreşen, bir türlü çözülemeyen ve ne yazık ki savlarımız duyulmayan sorunları nelerdir? Bu konularda bizim, okumuş kesimimizin dahi ne kadar bilgisi var? Bu konularda ne kadar yayınımız var? Yayın derken, sadece akademik yayınları kastetmiyorum. Romanlar, masallar, destanlar, belgeseller, fotoğraf albümleri ve hatta ilgili müzeler vb. hepsini bu kapsamda tutuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde bu konuda bazı hareketlenmeler oluyor, gelişen teknoloji sayesinde, ama biz daha önce hiç olmayan birşeyi teknoloji ile biraz yapmaya çalışıyoruz, karşı savı savunanlar teknoloji yokken bangır bangır yaptıkları yayını artık kaçışa olanak vermeyecek şekilde genişletiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesimizi daha daha daha çok çıkartmalıyız. Kişisel web sayfalarımızda fotoğraflarımız, anılarımız, fıkralarımızın yanı sıra ciddi konularda yazılara, makalelere, akademik olmasa bile gerçeklere dayanan kişisel görüşlerimize yer vermeliyiz. Bunu Türkçe yapmalıyız ama aynı zamanda bildiğimiz tüm dillerde yapmalıyız. İngilizce biliyorsak makaleyi ingilizce yazmalıyız. Bize gelen Türkçe bir sunumu, bildiğimiz dillere cevirip yabancılara göndermeli, onların da konuya ilgisini çekmeye çalışmalıyız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyi devletten beklememeliyiz. Unutmamalıyız: Karşı savı yüceltmek için kulis yapanlar, sadece hükümetler ve devlet adamları değil, bizzat o ırkın mensupları veya devletin vatandaşları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet de tabii ki bu konularda üzerine düşen görevi yapmalı. İhtilaflı veya ihtilafsız, bizim için önemli konularda dünya kalitesinde belgeseller, filmler yaptırıp bunları gerekiyorsa ücetini ödeyerek yayınlatmalı. Bunları yaparken de ülke içindeki ihtilaflardan arınmış ve ülke içi ayrımlara takılmamış şekilde yapmalı. Ümraniye belediyesinin yaptığı gibi herşeyi müslüman değerleri üzerine oturtan ve "Çanakkale savaşının kazanımı sadece takdiri ilahidir" şeklinde sapkın bir fikir öne süren bir yapım değil, bilimsel değerleri baz alıp genel geçer ruhani değerleri de buna katar şekilde yaklaşılmalı. Tabii dir ki "Allah müslümanları kafirlere karşı korur" ana fikrinden yola çıkan bir yayını yüzyılımızın güçlüleri olan gayri müslim devletlerde, gayri müslim kurumlara yayınlatamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes görev başına...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-116903726122992326?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/116903726122992326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=116903726122992326&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/116903726122992326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/116903726122992326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2007/01/kar-kulis-yapmak.html' title='Karşı kulis yapmak'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-111776983367181424</id><published>2005-06-03T05:22:00.000+03:00</published><updated>2007-01-17T15:19:30.140+02:00</updated><title type='text'>Saçma sorulara ciddi cevaplarım (TURKISH)</title><content type='html'>Sorulara farklı cevaplar veya açıklamalar da bulunabilir, verdiğim cevaplar tabii ki sadece benim görüşlerim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden bozulan  otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda  onlara mültecilermis gibi bakariz?&lt;br /&gt;- Canlılar bulundukları pozisyonu ve ellerindekileri koruma içgüdülerine sahiptirler. Bu bilinçli olarak yapılmıyor olsa da, diğer otobüsten aktarılan yolcular gerek ortamı kalabalıklaştırarak gerekse de oturacak yer ihtiyacı yaratarak hal, hazırda iyi kötü belli bir düzen kurulmuş olan otobüs içindeki dengeleri değiştirecek ve konforda azalma yaratacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya  çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?&lt;br /&gt;- ğnsanın aidiet ve sahiplik duyguları belki de onu yaşama bağlayan sebeplerin başında gelirler. Yabancı bir ortamda insan ait olduğu veya kendisine ait olan bir ortam bulup veya yaratıp orada kalmaya meyillidir. Dünya haritasındaki diğer ülkelerin hiç birisi bakan kişiye genellikle bir isimden fazlasını ifade etmez. Ancak vatanı kişinin ait olduğu ve kendisine ait olduğu yegane yerdir. Bu sebeple kendisi ile ilişkili olan ülkesini harita üzerinde bulmaya meyil eder. Kişi için büyük anlan taşıyan başka bir yer daha varsa aynı davranışı diğer yer için de gösterirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola  sallanirlar?&lt;br /&gt;-  ğnsanın normak duruşu sopa gibi sabit bir duruş değildir.Vücudun doğal bir salınımı vardır. Sabit durmak için insan kendisini kasmaktadır. Karşısında çok değer verdiği bir insan olduğunda teslimiyet ve güveni göstermek adına insan vücudunu serbest bıraktığını, göstermek için salınımı abartmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden ögrenciler  ilkögretimin besinci sinifina kadar ögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam"  diye seslenmeye baslarlar?&lt;br /&gt;- Geçmişten gelen bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum. Hoca kelimesi osmanlı döneminde kullanıldığından, devrimlerin ardından yaşça büyük olan öğrenciler bu alışkanlıklarından kurtulamamış ancak küçüklere "Öğretmenim" denilmesi öğretilmiştir. Ancak küçüklerin büyümeye ve büyüklerin yaptıklarını taklide olan merakı bir süre sonra aynı ağabey ve ablaları veya anne, babaları gibi öğretmenlerine "hocam" şeklinde seslenmelerine sebep olur. Zamanla belli bir yaşa kadar "öğretmenim" sözünün kullanımı, bir süre sonra da bu sözün kullanımının çocukluk olarak değerlendirilmesi ve hocam hitabına başkanması yaygınlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür"  seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda  "4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya  baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül  verilmez?&lt;br /&gt;- Bu uygulamada amaç, bir cezalandırma yöntemi ortaya koyarak öğrencinin bilmediği sorulara rastgele cevaplar vermesini engellemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden insanlar kapali  bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini  egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan  tirstigimiz için midir?&lt;br /&gt;- Kafa dik durumda iken düşen yağmur damlaları doğrudan insan'ın yüzüne düşer. Yüzlerini korumak insanların doğal reflekslerinden biridir ve yağmur damlalarının doğrudan yüze düşmesi de insanı rahatsız eder. Bu sebeple insanlar kafalarını öne eğerek yüzlerini yapmurdan korumaya çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Neden  dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?&lt;br /&gt;- Bu mesajda belirtilen 10 dakika saate bakılarak verilmiş tam bir süre değildir. Kısa bir süre sonra dönüleceğini ve önemli bir iş için gelen kişinin bekleyebileceği bir süre sonunda işyeri sahibinin geri döneceğini belirtmek için mesaj bu şekilde yazılmıştır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;? Televizyona çikan insanlar neden kendilerini  Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar? Örn: Su anda 70 milyon kisi bizi izliyor... &lt;br /&gt;- Her ne kadar herkes TV seyretmiyorsa ve yüzlerce TV kanalıo varsa dahi, o anda yapılacak olan konuşmanın önemini gerek seyirciler gerekse karşısındaki kişi için artırmaya çalışan bir konuşmacı gerçeği bilmesine karşın abartma yoluna gitmektedir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;? Neden gözlerinden öperim denir?  Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir?  Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek  atilmaktadir. "Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi"  gibi sözler esliginde kendinden geçen baska milletler var  midir?&lt;br /&gt;- Tabii ki vardır. Örneğin Amerikan RAP şarkılarında işlenen konular baş kaldırı veya baştan geçen bir kötü olayın anlatımı olabilmesine karşın bu melodiler dans müziği olarak Amerika dahil dünyanın her yerinde kullanılmaktadırlar. Eğlence sırasında önemli olan şarkının içeriği değil temposu ve melodisidir. Sözler tamamen önemini yitirip, melodinin insanların da katılabilecekleri bir öğesi haline gelir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;? Neden bazi kizlarimiz  sirin bir hayvancagiz gördüklerinde "inanmiyorum!"  derler, inanilmayacak olan nedir?&lt;br /&gt;- "ğnanmıyorum" bir şaşkınlık ifadesidir. Burada inanılamıyor olan o şirin hayvanın orada görülüyor olmasıdır. ğfadeyi kullanan kişi o anda orada oşirinlikte bir hayvan görmeyi beklememektedir. Olay gerçekleştiğinde ise şaşkınlığını böyle ifade eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;? Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?&lt;br /&gt;- Pazar ve Cuma günleri halk için çok önemli oldukları için ardından gelen günler de sayı ile ifade edilmek yerine bu günlerin adları kullanılarak ifade edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;  Pazar&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Farsça'daki "bazar"dan (yiyecek, öteberi satılan  yer, pazar) geliyor. Büyük olasılıkla "pazar yerinin kurulduğu gün" anlamında adını almış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;Pazartesi&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Herkesin bildiği gibi, "pazar-ertesi", yani pazarın kurulduğu günden sonraki gün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;Salı&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Farsça'daki "salis"ten (&lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: verdana;"&gt;üçüncü&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; demek) geliyor, yani "haftanın 3. günü".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;Öarşamba&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Farsça'daki "çehar" (dört) ve "şenbe"den (gün) geliyor (4. gün).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;Perşembe&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Yine Farsça: "penç" (beş) ve "şenbe"den (5. gün).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;i&gt;Cuma&lt;/i&gt;:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Arapça'daki "cem" (toplanma) kökünden "cum'a". (cem, cami, cuma, cumhur, cumhuriyet, cemaat, cemiyet, vb. hep aynı kökten türemiştir) Müslüman toplumlarda toplanma günü, cuma...&lt;br /&gt;  &lt;i&gt;Cumartesi&lt;/i&gt;: "Cuma-ertesi", yani toplanma gününden sonra gelen gün.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Courier New;" &gt;http://www.ehb.itu.edu.tr/~alizeki/et5.html&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;? Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi  binilir? Bir terslik yok mudur?&lt;br /&gt;- Öünkü en kısa mesafe teorik olara sadece bir kaç yüz metre dahi olabilir. Bunu metre veya adım vb. gibi ölçüler ile ifade etmek mümkün değildir. Anlaşılır olması açısından araca binmek ve tarifede bahsi geçecek kadar uzun olmayan bir mesafe seyahat etmeyi anlatmak için bu ifade kullanılır.&lt;br /&gt;Mantıksal açıdan bir terslik olsa dahi söyleyiş açısından bir sorun yoktur. bindi-indi demek iki sesli harfin arka arkaya gelmesi sebebiyle söyleyişi zorlaştırmaktadır. Halk arasında söyleyişi daha kolay olduğu için ve artık yerleşik bir ifade olduğundan anlama zorluğu da yaratmadığı için indi-bindi ifadesi kullanılır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;? Bir programi kurarken neden "kabul ediyorum" ya da  "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayi  bayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra  "kabul etmiyorum" seçenegini isaretleyen bir takim saf  kisiler mevcut mudur?&lt;br /&gt;- Her ne kadar ülkemizde geçerliliği yoksa dahi, bu gibi elektronik sözleşmelerin hükümünün geçtiği ülkeler mevcuttur. Buralarda kullanıcının kaçak kullanımının önüne geçmek ve bu gibi bir kullanım tesbit edildiği taktirde yasal haklara sahip olabilmek için programcı kuruluşlar, kurulum programlarına sözleşmeler eklemektedirler.&lt;br /&gt;Bu doğrulamayı gerektiren bir durum da, kullanıcının kurulumu gerçekten o anda yapmak istemeyeilecek olmasıdır. Kurulum ile ilgili bilgiler kullanıcıya verildikten sonra vaz geçme imkanı verilmelidir ki gerekli ise bu bilgiler dahilinde kullanıcı kurulum için gerekli değişiklikleri yapabilmek veya önlemleri alabilmek için kurulum öncesinde işlemi kesebilsin.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;? Bulmacalarda boru sesinin karsiligi neden hep "ti"dir? Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç "ti" diye ses çikaran boru görmüsler midir?&lt;br /&gt;- Törenlerde örneğin saygı duruşları sırasında çalınan borunun ismi "ti borusu" dur. Bu borunun sesine de "ti sesi" denilmektedir. Bu ses gerçekten "ti" diye çıkmaktadır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;? Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir  ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce  piyasaya çiktigini bilmemekte midir? &lt;br /&gt;- Reklamcıların potansiyel müşterileri çekebilmesi ve müşterinin aklında daha gerçek bir hatıra bırakmak için ürünün kanıtlanmış olan özelliklerini reklam sırasında kullanan kişi tarafından ürün aylardır kulanılıyormuş gibi göstermesi gerekir. Bu özelliklerin bir vaat değil gerçekten olduğuna müşteriyi ikna etmeyeye çalışmaları bunu getirmektedir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;? Neden futbol takimi olan Ajax  "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye  okunur?&lt;br /&gt;- Temizlik ürününün o şekilde okunmasının sebebi, üretici firmanın reklamlarında ürünün ismini bu şekilde duyurmasıdır. Futbol takımının ayaks olarak okunması ise sebebi muhtemelen hollandacada böyle okunuyor olmasıdır. Futbol yorumcuları yurt dışında takımın ismini böyle duydukları için, burada da böyle hitabetmişler ve bu okunuş yerleşmiştir.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;? Neden ilanlarda  "doktordan temiz araba" diye yazilir? Hipokrat yemininde  "arabami temiz kullanacagim" seklinde bir madde mi  vardir?&lt;br /&gt;- Bu ifadenin bir sebebi Doktor'ların genellikle çok yoğun çalışmaları ve bu sebeple arabayı evden işe kullanıyor olmalarıdır. Diğer sebebi ise genel olarak insanların kafasında çok pozitif bir imajları olması, temiz ve kültürlü olduklarının düşünülmesidir. Bir diğeri ise gelir seviyeleri yüksek olduğu için arabanın bakımlarının işin ehli kişilerce masraftan kaçınılmaksızın yapılmış olacağının düşünülmesidir. Arabayı alacak olan kişilerin Doktor'dan alacakları arabanın az ve temiz kullanılmış olduğunu ve bakımlarının sorunsuz olduğunu düşünecek olmaları bu ifadeyi doğurur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-111776983367181424?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/111776983367181424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=111776983367181424&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/111776983367181424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/111776983367181424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2005/06/sama-sorulara-ciddi-cevaplarm-turkish.html' title='Saçma sorulara ciddi cevaplarım (TURKISH)'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7842469.post-109152650800679741</id><published>2004-08-03T12:44:00.000+03:00</published><updated>2004-08-03T12:48:28.006+03:00</updated><title type='text'>Why a blog?</title><content type='html'>By this pages i'll log and share my thoughts, ideas and dreams. There are many wrongs in life but I have a very little hope that anyone can help this. But i believe everyone must start telling his stories and rights and try to help others at one point. This is where I start...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berke - 03/08/2004&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7842469-109152650800679741?l=berkeb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berkeb.blogspot.com/feeds/109152650800679741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7842469&amp;postID=109152650800679741&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/109152650800679741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7842469/posts/default/109152650800679741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berkeb.blogspot.com/2004/08/why-blog.html' title='Why a blog?'/><author><name>Administrator</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
